Rss Feed
  1. Piraye Nazım Hikmet


    En güzel şiirleri yazan adamlar, nedense bu dünyadan hep arka arkaya göçmüşler.

    Aslında bugünkü post, sinemayla ilgili olacaktı ama bu toprakların, belki de en güzel ve bu topraklara belki de en aşık insanının doğum günü olduğunu hatırlayınca, O' nunla ilgili yazmadan edemedim.

    Nazım Hikmet' den bahsediyorum...

    Bugün size birçok gazetede, sosyal medyada, televizyonda zaten yaşam hikayesi ve siyasi düşünceleri hatırlatılacaktır. Zaten bildiğiniz de onlarca şiiri vardır Usta' nın. 
    Ben yine bir mektubu okutmak istiyorum sizlere. Cemal Süreya da olduğu gibi...

    Tek farkı ise, bu sefer Nazım' ın yazdığı değil, O'na yazılan bir mektup bu.
    Nazım hapisteyken, eşi Piraye' nin yazdığı mektup. 

    Günlük, sıradan cümleler, içlerinde öyle bir aşk barındırıyorlar ki, sanki Nazım Piraye' ye, Piraye de Nazım' a dönüşüyor. Bize ise bir kadının, bir adama olan ''ölümsüz'' yolculuğunu okumak kalıyor. 



    BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
                        içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
                        ki içinde beni görebilesin...
    Fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
                            senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
                                         yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
                        biri sen
                        biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım.
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
                                    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    İçimden bir şey :
                      belki diyor. 


    (18 Subat 1945)
    Piraye Nazim Hikmet 




    Not: Mektup, Piraye tarafında yazılmış olup, sonrasında Nazım Hikmet tarafından şiire dönüştürülmüştür.

    İyi ki doğdun Usta, hem aşkı henüz yaşamadan bize okuttun, hem de yaşattıklarına yazma vesilesi oldun.

    |


  2. 6 yorum:

    1. Sena Dursun dedi ki...

      :( ne güzel bir aşk

    2. ecefobi dedi ki...

      Çoook hem de :(

    3. esra hanesus dedi ki...

      merhaba blog keşif etkinliğinden geldim.
      nazım hikmet dendiğinde akan sular durur bende.
      Aşktaki samimiyete bakar mısın :)
      Nerede şimdi bu adamlar nerede bu kadınlar :)
      bu arada bol bol yazılarını takip edeceğim.
      bana da beklerim

    4. Günaydın Etkinlikten geldim iyiki gekmişim hem sizi takibe aldım hemde bu muhteşem mektubu okuma şansına vardım.Sevgiler

    5. SEVILAY UÇAK dedi ki...

      Merhaba,
      Filiz Hanım iyi ki bu etkinliği düzenlemiş yoksa bloğunuzu farketmeyecektim.Yazılarınız harika. Bu arada bende Bodrumluyum ve İzmir'de yaşıyorum. Görüşmek dileğiyle

      Sevgiler
      Sevilay Uçak
      http://lokumpilavi.blogspot.com/

    6. ecefobi dedi ki...

      cook memnun oldum ve takibe aldım, keyifle okuyacağımdan eminim ben de, sevgiler :)

    Yorum Gönder